Alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed(sav)’in doğum yıldönümünün; tüm insanlığa barış, huzur, mutluluk ve adalet getirmesini diliyorum.Peygamberimiz; Hz Muhammed;(sav) insanlar içinden seçilmiş, insanlara karşı çok şefkatli; ve merhametli bir Peygamberdir.
Bundan tam 1446 yıl önce insanlık Cahiliye devrini yaşıyordu. İnsanlar hak, adalet, dürüstlük gibi kavramları unutmuştu. Güçlü zayıfı eziyordu. Kız çocuğuna sahip olmak utanç vesilesi olduğundan diri diri toprağa gömülürdü. Yirmi üç yıllık peygamberlik süreci sonunda cahiliye devrinin karanlık günlerinden, karıncayı bile incitmeyi çekinen insanlardan oluşan saadet asrının güneşinin tüm dünyayı aydınlattığını görüyoruz. Bu kadar kısa bir zaman diliminde bu kadar büyük değişimin mimarı tabii ki alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (sav)’di.
Sevgili Peygamberimiz hayatı boyunca insanları aldatmaya yönelik hiçbir iş yapmamıştır. O hiç yalan söylememiş, insanların mallarına el uzatmamış, haksız yere can kıymamıştır. Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde bu hususu şöyle dile getirmektedir.” Müslüman, elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir.”
Özü sözü bir olan peygamberimiz, kendisi için istediğini ümmeti için istemiştir ve bu hususta  şöyle demiştir.” Hiçbiriniz kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için istemedikçe iman etmiş olamaz.”
Sevgili Peygamberimizin ağzından hiçbir zaman kaba bir söz çıkmamış, hiç kimsenin kalbini kırmamış, her hareketinde merhameti ön plana çıkarmış ve bizlere merhametli olmamızı öğütlemiştir.
Sevgili Peygamberimizin, söylediği ve yaptığı işler hayatı boyunca uyum içinde olduğu için yaşadığı toplumda örnek bir kişi olarak gösterilmiş ve kendisine Muhammed’ül Emin denilmiştir.
İnsanlara hangi inançtan olursa olsun sırf insan olduğu için değer vermiştir. Nitekim bir Yahudi cenazesi geçerken ayağa kalkmış saygı göstermiş, kendisine cenazenin bir yahudiye ait olduğu söylendiğinde; o kişinin insan olmasının saygı gösterilmesi için yeterli bir sebep olduğunu beyan etmiştir.
Sevgili Peygamberimiz sadece dinin tebliği için vazifelendirilmiş değildir.İslam Dininin yaşantıya aktarılış şeklini, dünyada yaşantımızı nasıl şekillendireceğimizi, hangi prensipleri yerine getirirsek kendimizin toplumda hayat sürdürdüğümüz insanlarla beraber Rabbimizin razı olacağı bir hayatı yine O’nun hayatından öğrenmeliyiz.
Muhabbetten   Muhammed oldu hasıl, Muhammedsiz muhabbetten ne hasıl.
Muhabbet eğer içinde O varsa güzeldir. Evet, bugün bizleri bu güzel ortamda burada buluşturan neden, kendisini anlatmaya kelimelerin kifayetsiz kaldığı sevgililer sevgilisine, şefkat abidesine duyduğumuz sevgi ve özlemdir.
Hayatın gayesinin, yaratılışının manasının silindiği yok olduğu, her şeyin manasız görüldüğü bir ortamda;21.yy. insanı; maddi anlamda çağlar atlayıp bütün ihtiyaçlarını karşılamış ama ruhunu paslandırmış ve çürütmüştür. İşte biz böyle bir zamanda yaşıyoruz. Bugün; artık ruhlar bir şey bekliyor, maneviyata aç gönüllerimiz, herşeyin madde olmadığını anlatan bir nur istiyor. Her şeye rağmen, ruh ve mana kökleri sağlam fıtratlarındaki saflığı, temizliği barındıran insanoğlu er yada geç dönüp dolaşıp O’nun şefkat ve merhamet ikliminde buluşmalı, yeni bir dirilişe ermeli ve dünyaya yeniden sevgiyi, barışı getirmelidir diye düşünüyorum.
İnşallah O’nu anmak için verdiğimiz bütün uğraşlarımız okyanusta damla misali da olsa kalplerimizde manevi bir uyanışın oluşmasına, Peygamberimizin sünnetinin hayatımızda yol gösteren bir kandil olmasına ve O’nun bize öğrettiği İslami prensiplerin zerrelerimize kadar hayatımıza aksederek dünya ve ahiret mutluluğumuza vesile olmasını istiyorum.
Yunus Emre’nin dilindeki aşk peygamberine, Mevlana’nın dilindeki rahmet peygamberine, Ahmet Yesevi’nin dilindeki hikmet peygamberine, Hacı Bektaş-ı Veli’nin dilindeki sevgi ve şefkat peygamberine selam olsun. Peygamberimizin (s.a.v) kutlu doğumu hepimize güzellikler getirmesini  diliyorum.